Blog on Kurdistan & Kurds

For a United and Independent Kurdistan

What have we Kurds to learn from Israel

with 2 comments

(This article was published long time ago and does not reflect my view of today in regards to the “Palestinian Arabs. I would not know atthe time of writing the strength of Palestinian propaganda and their hatred against Israel).

A lot.

Not that I am one of those Kurds who is “kaafir”. No, I am not muslim. I never was but I also have never been a bad person either. I am of “sersur” origin, which you will know as Alawi or Alevi following the name given by the Kemalist of Turkey in the 20th century, or one might easily associate the belief as one that shares the same roots with the Ezidis and the Ahl-i Haqq. I am not a follower of this belief either. I am rather a non-believer.

What has this to do with Israel and the Kurds? It is about the identity that makes one Kurd, which is what frames this article. It is not about Islam, the Muslims or the Jewish. It is about the Kurds. The Kurdish identity. The identity that unites us.

Israel and its brutality
Rhetoric would ask if we don’t see the brutality of the Israeli Defense Forces (IDF) in Gaza? Whether we don’t know the suffering of the Palestinians in general.

I know all these and my heart is with the suffering Palestinians. Truly. Though my honest political opinion on the Israeli – Palestinian conflict is that there should have been a way to find peace between the two societies to settle on the same land peacefully. This hasn’t been the case, and looking at the rhetoric of both sides, no peace is any time soon.

And, no, this small piece of article is not about who is right and who is wrong. As a Kurd, sorry to say, I have no “ideological or humanitarian” particular interest in the rights and wrongs of the world. I prefer to have a politically nationalistic view of the events, be it in the US, Venezuela or Israel – Palestine. When I ask “what have we to learn from Israel” I mean it.

What have we Kurds to learn from Israel?
jew-jitsuRhetoric is one thing that I keep repeating to my friends when it comes to Israel. The Israelis always manage to put things in  a way that is received in the best way possible by the audience. They always put forward the bad actions of their enemies / opponents, make sure that their suffering is repeated by the interviewer, that people know they are not the ones who attacked the first and finally they make sure it is known that their action is for the defense of their people and nothing else. And it is true! They always make sure that their action is in defense.

Us, the Kurds
Let’s have a look at Kurdistan now. A land of about 500’000 km2, as big as France. A Kurdish population of minimum 35 million and to some accounts 50! Where are we in defense of this land and this people? Aren’t we yet only happy about the soon-to-be declared independence of 4.5 million Kurds that are squeezed into about less than 20% of Kurdistan?

What have we Kurds to learn from Israel? First and foremost and with one word: defense. The defense and the whole education system that is behind the Israeli defenses, together with the industrial / technological machine that supports it. Internal strength.

The diplomacy the Israelis develop with each and every strategically important entity on earth, be it a state, a semi-state (like ours or Catalonia) or a corporate structure. The external strength.

A note on Israeli – Palestinian conflict: I don’t like my fellow Kurds taking sides strongly with the IDF because of their dislike of the Arabs, or Anfal contributor Palestinian immigrants of the Saddam Army. And no,  I don’t care what Mr Abbas said against the Kurdish independence. His fault does not lead me to make another fault. Seeing the State of Israel as possible Kurdish allies shall by no accounts  mean that we can not or will not criticize them.

Advertisements

Written by M. Husedin

24 July 2014 at 1:39 PM

2 Responses

Subscribe to comments with RSS.

  1. KÜRDİSTAN, IRAK, SURİYE ve TÜRKİYE SORUNU

    Irak ve Suriye devletlerinin yıkılışı veya deforme edilişi ile Kürdistan devletinin ortaya çıkışı kaçınılmazdır. İŞİD (DAİŞ), son noktada Sunni halkın temsilcisi olarak ortaya çıktı. Geleneksel Sunni yaşam yerlerini bir anda ele geçiren İŞİD, yabancılar tarafından çizilen eski sınırların yapay olduğunu ortaya koydu.

    Her halkın yaşam yeri kendisi için vazgeçilmez bir içeriğe sahiptir. Sunni halk, hangi politik şekle sahip olursa olsun kendi öz topraklarında özgür yaşama hakkına sahiptir. Aynı şekilde Kürdistan halkının yaşam yerleri de kendisine aittir ve bunlar, eskiden olduğu gibi artık Arap veya Türkler’e geri verilmeyecektir.

    Bağdat’ın güneyini kapsayan başlıca Şii yaşam yerleri de Şii Araplara aittir.
    I. dünya savaşından sonra Ortadoğunun Kürt, Sunni ve Şii halkları, zoraki bir şekilde, sahte devletler kurularak, kendi iradeleri dışında oluşturulan yönetimlerle baskı ve zulüm altına alınmış ve oluşturulan yapay devletlerce idare edilmişlerdir.
    Şimdi gelinen bugünkü zaman sürecinde, bu durumun alt üst oluşu kaçınılmazdır. Irak ve Suriye devletleri can çekişiyor. Türk devleti ise sırada bekliyor…Eski sınırlar zorlanıyor, Ortadoğu halkları kanları ile eski sınırları karalıyor, değiştiriyor ve gerçek haritaları kendi iradeleri ile çizmek istiyorlar!

    Kürt halkı, hayali Arap devletleri için savaşamaz: şimdiki Irak ve Suriye devletleri kağıt üzerinde kalmış durumdadır. Kürdistan insanı, kendisine düşman bir gücün, var olmayan bir devletin, Irak veya Suriye gibi devletlerin yeniden ortaya çıkması veya onların son kırıntılarının devlet diye anılması, kukla hayalet devletlerin zoraki şekilde korunması için mücadele edemez.
    Kürt halkı bu hayal ve sahteliklerden çok çekti. Türk ve Arapların ırkçı kültürleri altında inim inim inleyen Kürdistan halkı 100 yıl geçmesine rağmen hala kendi iradesi ile hareket etme hakkına sahip değildir. Şii Araplar savaş esnasında bile Kürt düşmanlığından vaz geçemiyorlar. İŞİD’den geri alınan Kürt köylerine Kürt bayrağının asılmasını kabul etmiyorlar.

    Irak devleti diye lanse edilen Şii Araplar, biraz daha kuvetlenseler, Kürtler’e bir soykırımı da kendileri yapacaklar!

    Kürtler hala devlet sahibi değildirler. Arap ve Türklerin bütün vaatleri boş çıktı. Ortak devlet kurma da bir ütopyadan ileri gitmedi. Sunni ve Şiiler Kürt halkının devlet kurma hakkını hiç bir zaman tanıyamayacaklardır! Irak devleti adı altında savaşan Araplar, Kürtleri nasıl yokedeceklerinin hesabını şimdiden yapıyorlar. Sunni halkı temsil eden İŞİD zaten Kürtleri yok sayıyor ve toplu katliam fetvasını uyguluyor, Türk devleti ise pusuda bekliyor!
    Bu şartlar altında, Kürt halkının, kendi iradesini kullanarak, kendi kaderini kendi eliyle çizme durumu öncellik kazanmaktadır. Nasıl ki, Sunni halk kendi İslam devletini (İŞİD) kurduysa, Kürt halkı da kendi topraklarında Kürdistan devletini kurmalıdır.
    Kürtler, Sunnilerin topraklarına dokunmayacaktır, aynı şekilde Şii halkın da kendi yaşam alanlarında bir Şii devleti oluşturma hakları vardır. Irak devleti artık yoktur. Şii’ler, Kürtlerin haklarını yok saymak için sahte IRAK devleti paranoyasından vaz geçmelidirler. Sunniler bundan çoktan vazgeçti, İŞİD kendi Sunni İslam devletini kurdu. Aynı şekilde, Şii ve Kürtler de dürüstçe kendi öz devletlerini kurmalı ve uluslararsı bir konferanla bu devletlerin sınırları onaylamalıdır.
    Herkes bağımsız ve özgürce yaşama hakkını kullanmalıdır. Suriye’ deki Alevi ve Hiristiyan halkları da kendi topraklarında bağımsız devlet kurma haklarına sahiptirler. Sahte devletler, uydurma sınırlarla bir yere varılamaz! Zoraki sınırlar içerisine sıkıştırılıp ezilen halklarla barış kurulamaz, tam aksine, halkların kendi iradelerine rağmen kurulan zoraki devletlerin kendileri bütün bu çatışmaların ana kaynağıdır, zoraki sınır ve devletler sonsuza kadar savaş demektir.

    Aynı şekilde Türkiye diye adlandırılan alanda da başlıca 4 ayrı halk yaşamaktadır: Kendilerine Türk denilen Balkan ve Kafkas göçmenleri, her ne kadar Suriye ve Irak’dan farklı olduklarını idda etselerde, gerçek durum Suriye’ye çok benzemektedir. TC, Kürt, Laz ve Alevi halklarını, dağılmakta olan Irak ve Suriye devletlerinden daha az ezmemektedir. Suriye’de Kürtler otonomi elde etmişken, TC, bırakın bunu, hala dil ve isim konusunda 1. dünya savaşının kırmızı çizgilerini savunmaktadır.

    Irkçı temelde kurulan TC, aslında Irak ve Suriye devletlerinden çok daha geridir. Irak’da, Kürt otonomisi, yarı resmi bir devlettir. Türkiye’de ise Kürtlerin hiç bir hakkı olmadığı gibi asimilasyon ve yoketme sürecine son hızla devam etmektedir.

    Türk devleti, yıkılmakta olan Irak ve Suriye devletlerinin ayakta kalabilmeleri, veya onların yerine oluşabilecek yeni formasyonlarda, birincil derecede, Kürtlerin doğal haklarının yok edilmesini sağlayacak yapılanmalar için çırpınıp durmaktadır. Türkiye varını yoğunu buna yatırmaktadır…Bu anlamda TC, Ortadoğu’da Kürtlerin en büyük düşmanıdır.
    Türk devleti, Irak veya Suriye devletlerini sevdiği için değil, onların varlığı ile Kürtleri yok etmek, Kürt’lerin devlet kurma haklarını ellerinden alma mücadelesinde, Türkiye’ye destek verdikleri için, can çekişen bu devletlerin devamında diretmektedir.

    Türk devleti, Ortadoğu’da herşeyini, Kürtlerin başarısızlığı, Kürtlerin bağımsız bir halk olarak yok olmaları hedefi doğrultusunda ortaya sürmekte, devlet ideolojisini ve bütün ana doktirinlerini buna göre şekillendirmektedir. TC’nin Ortadoğu’da süren iç savaşlara her müdahelesi, onun, tarihten hiç bir ders çıkarmadığını, Kürtler’i, parçalayıp Araplarla beraber yönetme dışında yeni hiç bir şey üretmediğini göstermektedir.

    TC, canla başla eski statükodan yanadır, ama eğer bunda başarılı olunmazsa, bunun yerini alacak yeni statükolar da da Kürtleri eskisi gibi tutmakta karalı gibi görümektedir! Bu durum, Kürtler’e yapılacak en büyük düşmanlıktır. Kürtler, Türk veya arap toprağı değil, kendi öz vatanlarında bağımsız ve özgürce yaşamak istiyorlar… Türkler’in bu düşmalığı sonsuza kadar savaş anlamına gelmektedir.

    Sınırsız savaş, daimi düşmanlık ve çatışma yerine, bu kördüğüm bir an önce çözülerek özgür Kürdistan devleti kurulmalı ve Ortadoğu haklarına gerekli müjde artık verilmelidir.

    Saygılar ve Selamlar

    Ferdi Kader, B. Zeynep Aker, Dursun İlkas, İsmail Balkır, Kazım Sincan, Sevda Suner, Murat Demir, Hasan Demir, Nurettin aslan

    Berna Aker

    25 November 2014 at 12:20 PM

  2. Interesting article. I think it’s important to remember that its not worth antagonising sides during this conflict. It’s easy to think, “let’s side with israel since they are closer to the Kurdish solution than the Arabs”, but its worth keeping in mind that regardless of the outcome, Kurdistan will be surrounded by Arab neighbours and it will lack the military power that the IDF currently possesses.

    Greg

    07 September 2015 at 3:23 PM


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: